yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile yaktın beni küle döndüm dumana döndüm nasıl edem nere gidem dertli baş ile bilemedim teli kırık kemana dödüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sen de küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de sen de vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin yitiresin umudunu heder olasın aşka düşe kahrolasın candan bıkasın ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda yalan oldum talan oldum senin sayende sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin sesime bakıp da ağlıyorum sanma seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından insan sevdiğinden ayrılıversin kan damarımdan can pazarından adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar var ya yokluğum öyle erimesin sen de vefasız çıktın, sen de hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın
IBRAHIM SADRI
??? HEr VEda ÇIKtığı KAPıyı AÇık BIRakır ???
MUHABBETLE BAKAN KUSUR GÖRMEZ
sustum
Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor...
Sustum! Bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne kimse görmüyor...
Sustum! Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum ne kadar susulacaksa o kadar sustum! bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin... içimdeki volkanları boğarak sustum! açmadım kimselere yüreğimi hançeri sadece kendime sapladım sapladım ve sustum! hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!..
Sustum! sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar sokaklarında kahrolduğum şehir gözlerim konuşuyor yalnız!
Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum kimse görmüyor...
Sustum! tuz basıp yaralarıma! ne kadar susulacaksa o kadar sustum! içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına gül döküp kalabalıklara her gece kimsesiz geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor...
Sustum! tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse görmüyor
Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı saçlarını koklasam rüzgarların içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara kimse silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor
Sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse duymuyor
Sustum! İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum sustu dudağımdaki şiir gözlerimdeki nehir gönlümdeki yara bulutlar haykırdı isyanımı şimşekler haykırdı sadece ben duydum sadece ben
Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
Ben sustum! susmuyor yüreğimi kavuran kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor dışarda inleyen rüzgar yıldızlar küs ay üzgün yağmur dinmiyor içimde binlerce şiir kanıyor her gece kimse bilmiyor kimse duymuyor
sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman acılar konuşuyor yalnız acılarım konuşuyor kimse duymuyor... duymuyor...
Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır.Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur.
Kim verecekti bunların hesabını?! Kim ödeyecekti hayattan alacağımı?! Kimse… Hiç kimse...Kelimelerden alacaklı bir sağır gibiydim.. €nkazlar altında bitmek bilmeyen,
çoğalan garip bir ruh halindeydim. Yüzünü ilk defa gören bir çocuk gibi gördüm kendimi… Düşman’ım
sensiz geçen yıllara . . Özür dilerim…
ßüyük laflar ederek başladım yine .. Milyonda bir edilebilecek bir bağda buldum seni.. Öyle laflar ettim
ki … Yeri doldurulamaz tümceler sarfettim. Sen de öyle… Oysaki ben varlığınla vardım. Yokluğunda bir
"hiç" olacağımı çok geçmeden anlamalıydım. . .
Kırık kalplerle doldurdum yüreğini.. Depremler çoğaldı, sel aldı götürdü senden bana kalan özlemi..
Artık anlamı da kalmamıştı gizli ağlamaların. Yokluğunda ödenicek hesabım kalmamıştı. Yüreğimde
barındıracak bir sevda kalmamıştı. Aslında; amacı vardı bu gidip gelmelerin…
ßir kelebek gördüm zarifce uçuşuyordu dallardan dala.. Aslında içinde cinayet besliyordu. ßir balık gördüm kimseye aldırış etmeden, özgürce ordan oraya yüzüyordu. Aslında içinde bir korku
besliyordu. ßir insan gördüm "seviyorum" diyordu.Herşeyden çok… Oysa içinde beslediği duygulardan kimsenin
haberi yOk.
Soruyorum şimdi size.. Her şeye rağmen, aldatılmak dahi olsa, Aşkı sevebilir misiniz?? Özlemle
yaşayabilir misiniz?? Yalanlara daha fazla kanabilir misiniz? –Kanmalısınız.. Yoksa aşkı bir türlü
bulamazsınız . .
Pes ediyorum şimdi.. Yalnızlığımla çoğalıyor yalnızlıklarım.. Kanıyorum yalanlara.. "Seviyorum"
diyorum, "Seviyorum" diyor.. İnanıyorum. Hata yapıyorum, ağlıyorum,ağlatıyorum. İşte şimdi;
* 3 su bardağı un * 1 yumurta * 1 tatlı kaşığı tuz * 1 kahve fincanı su
İçine:
* 200 gr kıyma * 1 adet kuru soğan * tuz, karabiber
Üzerine:
* 2 çorba kaşığı tereyağ * 1 çorba kaşığı salça * kırmızıbiber, tuz, nane,(kekik) * 8 su bardağı su (haşlamak için) * 5 diş sarımsak * yarım kilo yoğurt
Yapılışı:
1. Hamuru yoğuracağımız kaba unu boşaltalım. Ortasını havuz gibi açıp yumurtayı,tuzu ve suyu ilave edelim. Hamurun hepsi toplanasıya kadar yoğuralım. ( hamuru bıçakla kestiğimizde içinde gözenek olmaması lazım.) 2. soğanı rendeleyip kıymayı,tuzu ve karabiberi karıştırarak içini hazırlayalım. 3. Hamurdan 2 yada 3 beze yapıp üzeri ne bir bez örterek 20 dk kadar dinlendirelim. 4. daha sonra 1-2 mm kalınlığında yufkalar açıp 1.5-2 cm kareler keselim.kıymalı içten azar azar ortalarına koyuk, dört köşesi üstde ortada birleşecek şekilde katlayalım. 5. katladıklarınızı tabanına un serpilmiş olan tepsiye aktarın.( eger buzlukta saklamak isterseniz 10 dakika kadar orta hararetli fırında kızartmadan fırınlayın. Soğunca poşetleyip buluğa koyabilirsiniz. Uzun süre dayanır.) kalan hamurlarıda bu şekilde açıp katlayın. 6. Suyu tencereye alıp kaynatın. 7. Kaynayan suyun içine mantıları salın. Ara ara yapışmaması için karıştırın. Mantılar pişmeye başlayınca yumuşar. Sizde birtane alıp pişip pişmediğini kontrol edin. 8. Ayrı bir tavaya tereyağını aktarın ve yağda salçayı, tuzu , naneyi ve kırmızı biberi yakıp tenceredeki sulu mantının içine salçalı yağı aktarın. Tencerenin altını kapatın. Güzelce karıştırın. 9. Sarımsaklı yoğurdunu hazırlayın. Sıcak olarak sulu mantıdan tabaklara üzeri yoğurtlu olarak servis yapın.
Afiyet olsun.
bekirdede
Gülümse Dedim Hayata Sevdana sarıldım Yıldızlarım öldü birer birer Düş sandım hazanı Yapraklara tutundum derbeder, Orman oldum Küskün bakışlarda Yağmur oldum gözyaşlarımda Hiç duymadığım Sesini duydum kulaklarımda Usulca bir düş kondu avuçlarıma Ve anladım İlk defa aşık oldum sana...
Gülümse dedim hayata Bir melodiyi tut avuçlarında Uzat elini ay ışığına Sustur yüreğini olmazlara Yaz sevdanı isimsiz masallara...
Koştum gökyüzüne Dans ettim hüzünlü kollarda Vurdum hasreti Bin kere öldüm sarılıp yattığımda, Bildinmi özlendiğini, Duydunmu seviyorum diyen sesimi Adsız bir çiçeğin Gördünmü sessizce yittiğini, Bak güneş yine doğdu Hüzünler damla damla Ve anladım Sensizlik yazılmış bana...
Gülümse dedim hayata Bırak kendini aşkın kollarına Uzat elini ay ışığına Sustur yüreğini olmazlara Al sevdanı, ağlatma sabahlara...
Kıyamam bakmaya Rengi solmuş anılara Yorgun kollarımdan İsimsiz yıldızlar düşer rüyalarıma, Biliyorum gideceğim Yılgın günbatımlarında Unutulmuş vaadleri Kaygısızca bırakacağım Sevdamın sokağına Ve anladım Vakit gitme vaktidir Hoşçakal de sevdana...
Gülümse dedim hayata Bir bebeğin gözyaşı ol dalgalarda Uzat elini ay ışığına Sustur yüreğini olmazlara Tut sevdanı, bırakma ayrılıklara...
" Sesime dikenli teller ördügün günden beri, Lal bir adam geziyor düslerimde... ” Yagmurun sesini caliyorum Bir bulutun koynundan gizlice.. Uzatiyorum, dilleri sus pus olmus adama… Gözleri konusuyor, Ben sus oluyorum… Bir tutam ses dileniyorum rüzgardan, Birakiyorum adamin dudaklarina.. Saclari konusuyor Lal kaliyor yine dilleri Ben sus oluyorum… Bir otobüs caminda buluyorum Yüzümün suretini, Adamin aksi yüzümün üstünde.. Yüzümün aksinden kayiyor gözlerime, Lal dillerini birakip agiz bosluguma Terk ediyor düslerimi, sus s-oluyorum... ....Hüznün Hüzünleri...